?

Şimdi ben sana neyi anlatayım?
Sonra sen bana kimden bahset?

Ben konuştukça sen başka bir insan oluyorsun ve sen sustukça ben daha çok dinliyorum. Oysa kelimeler sadece acıtır. Ben gözlerimi kapadığımda sen beni dinliyorsun.

O halde neden konuşuyorsun?

Upuzun kızıl saçlarım olsaydı belki bu kadar üzülmezdim.

Geometri

Bembeyaz çizgiyi benden başka kim farketti bilemiyorum. Sarının beyazla buluştuğu noktayı görebiliyordum. Yolun tamamı çimenlikti, sağ taraftaki duvarı sarmaşık boydan boya sarmış, biraz daha ilerlerde ise aniden kesiliyordu. Sanki aşk burda bir süre büyüyebilmiş sonra sahibini öldürmüş gibiydi. Tam o noktada içimdeki mutluluğu hissettim. O’nun şeklini tarif edemem yada neden tam olarak göremediğimi.. Ama bildiğim birşey varsa o da değişebildiğiydi. O güne kadar değişimlerden korkardım. Sonra biraz daha yürümeye karar verdim. Yolun daha ilerisinde gördüklerim donuktu. Kendimi bu donukluğun içine sonuna kadar kaptırıp nerede olduğumu unuttum. Her nerede olduğumu unutuşumda çok uzun yürürüm. Öyle uzun yürürüm ki, başladığım noktada son bulurum.

Ve şimdi başladığım yerde duruyordum. Manzara tamamen değişmişti.

O simsiyah çizgiyi benden başka kim farketti bilemiyorum. Grinin siyahla buluştuğu noktayı görebiliyordum. Yolun tamamı taşlıktı, sağ taraftaki duvarı kırık tuğlalar kaplıyor, biraz daha ilerlerde ise duvar bitiyordu. Sanki nefret burda uzun bir süre kalmış sonra sahibinde kayıtsızlığa dönüşmüş gibiydi. Tam o noktada içimdeki boşluğu hissettim. O’nun şeklini tam tarif edemem yada neden tam olarak göremediğimi.. Ama bildiğim birşey varsa o da aynı kaldığıydı. O güne kadar hep değişmek istemiştim. Sonra biraz daha yürümeye karar verdim. Yolun daha ilerisinde gördüklerim canlıydı. Kendimi bu renk cümbüşünün içine sonuna kadar kaptırıp nerede olduğumu unuttum. Her nerede olduğumu unutuşumda çok uzun yürürüm. Öyle uzun yürürüm ki, başladığım noktada son bulurum.

Ve şimdi başladığım yerde duruyorum. Manzara tamamen değişmişti.

Bazen olmaz.

Mevsimin neden değişmediğini anlayamıyorum dedi. Bazen anlayamadıklarımız olur hayatta dedim.
Çok istediklerini kaybettiğinde canı biraz yanmış. İçinde küçücük bir yara açılmış ve bu zamanla büyümüş. Korkulucak bişey yok, bazen sen kendini anlayamazken herkes seni anlar dedim. Yada kimse anlamadığında sen bilirsin.
Neyin ne kadar işe yarayacağını bende bilmiyorum dedi bana. Bunu kimse bilemezdi. Sonra, altında oturduğu ağacın kabuk kabuk yolunup üzerine düştüğünü hissettim. Meyveleri yoktu, yaprakları da.. Rengi neden eflatundu onu hiç bilmiyorum bile. Kimse kaşlarının şeklini beğenmemiş. Bunu hiç umursama dedim. O ağladı. En sevdiği yemeğin tadını unutmuş. iştahsızlığı artmış. O küçücük yara büyüdükçe, tadı ağzına gelir olmuş. Hiç söyleyecek cümlem kalmamıştı. Bende sustum. Susunca gözyaşlarını sildi. Bazen susmak gerektiğini beraber öğrendik.

Eve geldiğimde tam kapıdan geçerken cama yansıyan yüzümü farkettim. Saçlarım sırılsıklam, ellerim çamur içindeydi. Gözlerimden makyaj akmış, yanaklarımda simsiyah lekeler oluşmuştu. O anda içimdeki yaranın tadını dudaklarımda hissettim.
Ben bütün günü yalnız geçirmiştim..

When you try your best but you don’t succeed
When you get what you want but not what you need
When you feel so tired but you can’t sleep
Stuck in reverse

And the tears come streaming down your face
When you lose something you can’t replace
When you love someone but it goes to waste
Could it be worse?

Lights will guide you home
And ignite your bones
And I will try to fix you

And high up above or down below
When you’re too in love to let it go
But if you never try you’ll never know
Just what you’re worth

Lights will guide you home
And ignite your bones
And I will try to fix you

Tears stream down your face
When you lose something you cannot replace
Tears stream down your face
And I

Tears stream down your face
I promise you I will learn from my mistakes
Tears stream down your face

And I
Lights will guide you home
And ignite your bones And I will try to fix you